Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'ya gönderdiğim 11 Nisan 2007 tarihli dilekçe

 

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Nimet Çubukçu,

Ben Sinem Tezyapar. Televizyonlara çıkarak duygu sömürüsü yapıp iftiralar eden, şimdilerde de resmi makamlara gidip iftiralarını sürdürerek mesnetsiz şikayet ve ihbarlarda bulunan, aslında belirli çevrelerden çıkar elde etme dışında bir amacı olmayan annem Emel Tezyapar hakkında pek çok kez savcılıklara ve mahkemelere giderek ifade ve dilekçe verdim, annemin attığı iftiraları cevapladım, iddialarını çürüttüm, hem beni hem de bu olaylarla hiçbir alakası olmayan insanları zor durumda bırakan tavırlarından dolayı da şikayette bulundum.
Annemin böyle yaparak benim üzerimde baskı kurma yöntemleri çok eskilere dayanır. Son derece sert, zalim karakteriyle küçüklüğüm boyunca bana eziyet eden annemin şimdi çıkıp “iyi anne” örneği oluşturma yönündeki bu akla durgunluk verecek medya gösterisi tamamen yalandır. Benim ağzıma almaya utandığım bir yaşam süren annemin sanki benimle görüşmek istiyormuş gibi bir şey ortaya atması çok saçmadır. Çünkü ne annem ne de babam yıllardır beni arayıp sormazlar, bana hiç düşkün değillerdir. Hatta annem beni gayrimeşru işlerine engel olan, karşı çıkan biri olarak gördüğü için bana yıllardır öfke besler. Belirttiği şekilde bana bir düşkünlüğü olsa neredeyse 35 yaşındayım şimdiden sonra mı oluştu?
Amaç medyatik olmak, etrafa kendisini göstermek, beni rahatsız etmek, kendisinin kölesi yapmak, üzerimde baskı kurmak… Yoksa bana karşı sevgi ve saygısı olan bir insan değil, yıllardan beri de bu böyledir.
Bir süredir medyaya çıkıp yaygara çıkaran, paraya çok düşkün olan annemin bu işleri bir yerlerden para alarak yaptığını düşünüyorum.
Annem Emel Tezyapar para hırsıyla son derece dejenere, gayrı meşru kazançlar içerisinde hayat süren bir insandır. Çevresinde ‘Mama Emel’ diye tanınır. “Bu işlerde çok para var” diyerek yıllardır kadın pazarlayarak komisyonculuk yapan annemle bir süre önce hiç bir şekilde görüşmeme kararı almıştım. Evde yaşadığım zamanlarda şahit olduğum olaylar ve yaşadığım manevi zulüm haysiyetine, gururuna düşkün bir insanın kesin olarak kaldıramayacağı türdendir. Böyle bir anne olmaz olsun diye çok düşünmüşümdür. Ayrıca uğradığım fiziksel şiddet de ayrı bir olaydır. Annemin ve babamın küçüklüğümde beni bayıltana kadar dövmesi, dizlerime vurması sebebiyle sakatlanmam ve bunun sonucunda ameliyat olmam, onun ve babamın acımasız karakterinin sadece tek bir örneğidir.
Annemin ahlaka uygun olmayan yaşamı, namusuna düşkün, utanma duygusu olan bir insanın hemen tepkisini ve nefretini çeker. Örneğin evde yaşadığım sıralarda “kadın var mı” diye o kadar çok telefon gelmişti ki hakaret ettiklerini düşünerek savcılığa şikayet etmek istemiştim o zamanlar. Annem de bunu yapacağımı duyduğunda “ne var bunda ters cevap verme, mal istiyorlar, beni çağır böyle birşey olduğunda, müşteriler arıyor.” demişti. Bunu duyduğumda üzerime kaynar sular boşalmıştı sanki. İşte böyle dejenere bir hayatın sürdüğü, gayrimeşru ilişkilerin helal görüldüğü bir evde namusuna, onuruna düşkün bir insanın durabilmesi mümkün müdür? Ben vicdanlı, onurlu, gururuna düşkün bir insanım. Böyle bir evde yemek yiyebilmem dahi kesinlikle sözkonusu değildir. Ben de bu yüzden doğru yola, namuslu bir yaşama çekemeyeceğimi anladığım ailemle kesin olarak görüşmeme kararını yıllar önce aldım.
Polis bu evde yaşananlardan şimdiye kadar kuşkulanmamıştır. Oysa eve gelen genç kızları, kadınları misafir diye eve alıp pazarlıyor, ev üstünden ticaret yapıyor. Bunu telefonla yaptığımız son konuşmalarımızdan birinde belirtmişti. Ev izlense birçok kadın ve kızın buraya girip çıktığı hemen tespit edilir.
Şimdilerde Babunalar gibi ünlü bir ailenin çevresinde dolanarak, onların isminden faydalanarak daha fazla müşteri elde etme yönünde çabaları var. Akıllarınca ünlü bir ailenin etrafında gözükürlerse daha çok çevre ile tanışma fırsatını yıllardır kovalıyorlardı. Eskiden “ünlü bir arkadaşım olsa da parsayı toplasam” diye çok sözünü duymuştum. İşte bugünlerde de Babunaların etrafından genç kızları, kadınları toplayarak “gelin sizi zengin edeyim, para pula doyuruyayım, geniş imkanlar sunayım” gibi çirkin bir üslupla konuştuğunu, böylece bu kızları ve kadınları erkeklerle tanıştırıp onları pazarladığını duyuyorum. Kendisini hep çok yaman, uyanık, iş bitirici olarak gösteren, soyadıyla da övünen annem “Mama Emel” olarak tanındığı çevresinde gerçekten de şimdiye kadar pek çok insanı tuzağına düşürmüştür.
Çok sert ve acımasız olan annemle ilgili şahit olduğum ve duyduğum olaylar burda söze dökemeyeceğim kadar ahlak dışıdır. Sadece bir kısmını anlatarak makamınızı bilgilendirmek istedim. Devletimizin yetkili makamlarının yaşadıklarımı öğrendikten sonra harekete geçeceğine inanıyorum.

Saygılarımla bilgilerinize arz ederim.

Sinem Tezyapar
11.04.2007