Daha önce Sayın mahkemenize
başvuruda bulunmuş ve annem Emel Tezyapar’ın hayal mahsulü
iddiaları hakkında sizi bilgilendirmiştim. Burada bazı
ilave açıklamalar yapmakta yarar görüyorum.
Annem Emel Tezyapar, maalesef
bazı kişilerin maddi vaatleri ve yönlendirmeleriyle
ve en önemlisi kendisinin annelik duygularının istismar
edilmesiyle bazı uydurma iddialarda bulunmuştur.
Örneğin bir yazarın kitabını
okuduğum için beni uyardığını ve benim de bu uyarıyı
bahane ederek evden ayrıldığımı iddia etmektedir ve
bunu yaparken kandırıldığımı söylemiştir.
Ben 30 yaşında, yüksek tahsilli,
psikoloji eğitimi almış bir insanım. Benim yaşımda ve
kültür seviyemde bir insanın “kandırılması” veya “evden
kaçması” olacak bir şey değildir.
Kandırma iddiası da evden
kaçma iddiası da hayal ürünüdür. Annem kendisi de bilmektedir
ki fırsat bulduğum zamanlarda kendilerini ziyaret etmekteyim.
Ancak her çalışan insan gibi bunun sıklığı sosyal hayatımın
ve işlerimin yoğunluğuyla ters orantılıdır.
Annem, ameliyat geçirdiğimi
birkaç ay sonra öğrendiğini iddia etmiştir. Ancak bu
iddia da diğerleri gibi gerçek dışıdır. Doktorların
dizlerimden acil ameliyat olmam gerektiğini söylediğini
ve bunun için paraya ihtiyacım olduğunu anneme birçok
defa belirttim. Ancak annem para vermeyi kabul etmedi.
Bu sebeple, arkadaşımdan borç alarak ameliyat olmak
zorunda kaldım.
Dizlerimden bu ameliyatı
olmamın sebebi ise babamın küçüklüğümden beri beni sık
sık dizlerime vurarak dövmesidir. Babam saldırgan kişiliği
ile bilinir. Beni birkaç kez boğmaya kalktığında elinden
güçlükle kurtulmuştum. Şimdi ise telefonda görüştüğümde
“seni de arkadaşlarını da öldüreceğim” şeklinde ifadelerde
bulunmaktadır.
Annemin tutarsızlığı ve
mantıksızlığı, iddialarının saçmalığından da kolayca
anlaşılabilir. Dilekçesinde güya benim susuz bırakma,
kaş kesme gibi cezalara maruz kaldığımı yazmıştır. Bu
akılsızca bir iftiradır. Zaten bunların uydurma olduğu
annemin kullandığı “…duydum”, “…zannındayım”, “…mış”
gibi deyimlerinden bellidir. Annemin “kaş kesme”, “susuz
bırakma” gibi deli zırvalarıyla, son derece mantıksız
ve akılsızca iddialarla bir ağır ceza mahkemesini meşgul
etmesinden doğrusu hicap duyuyorum.
Annemin “beyni yıkanmış
robotlar gibi olma”, “köle gibi çalışma”, “tek başına
kimse ile görüşememe” gibi iddiaları da şizofrenlerde
görülen hezeyanları andırmaktadır. Ben özgür ve kendi
ayakları üzerinde duran bir Türk kadınıyım ve hiçkimse
benim özgürlüklerimi kısıtlayamaz.
Rüyasında gördüklerini gerçek
sananlardan farksız bir hale gelmiş olan annemi tanıyamıyorum.
Onun bir takım beklentilerini suistimal edenler, onu,
ailevi sorunlarımızı hezeyanlarla süsleyip masum insanlara
iftira atan birine dönüştürdüler.
Annemin anlatımlarındaki
ithamların gerçek muhatabı olarak ben bunların tümünün
gerçekdışı olduğunu bir kere daha beyan ediyorum. Ayrıca
babamın ölüm tehditleri dolayısıyla can güvenliğimden
endişe etmekteyim. Can güvenliğimin de korunmasını istiyorum.
Saygılarımla.
Sinem Tezyapar
|