BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İFTİRALARI YALANLIYORLAR 
- 1. bölüm
- 2. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 21 Ocak 2008)
- 3. bölüm
- 4. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 29 Şubat 2008)
--------------------------------------
BAV MENSUPLARININ YAKINLARI İFTİRALARI YALANLIYORLAR 
- 1. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 21 Ocak 2008)
- 2. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 29 Şubat 2008)


|
Emel Tezyapar |
FİLMİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ
FİLMİN DEŞİFRESİ:
Sinem Tezyapar: Ben Sinem Tezyapar , annem Emel Tezyapar şu anda BAV davasıyla ilgili aleyhte tanıklık yapmak üzere içerde. Daha düne kadar “eğer Sn. Adnan Oktar kendisine para vermezse, hatta ev satın almazsa aleyhte tanıklık yapacağım” diye defalarca gıyabında şantajda bulunmuştur. Şu anda kendisinin “çete kurup menfaat sağlamaktan dolayı” kendisi hakkında bir soruşturma davası başlatıldı.
Muhabir: Anneniz mi?
Sinem Tezyapar: Evet annem, Edib Yüksel, Türkan Akyüzalp, Cevat Babuna, onlar grup halinde bir çete faaliyeti sürdürüyorlar. Bu şekilde de zaten kendileri hakkında bir soruşturma devam ediyor.
Muhabir: Anneniz sizin Bilim Araştırma Vakfıyla olan bağlantınızdan dolayı mı mahkemeye vermiş durumda?
Sinem Tezyapar: Ben Sn. Adnan Oktar’ı sadece kitaplarından takip ediyorum. Kendisine çok saygı duyuyorum fikirlerine, görüşlerine. Herhangi bir organik bağım yok. Kendileriyle resmi bir bağım yok Bilim Araştırma Vakfıyla. Ancak o camiadan tanıdığım kişiler var.
Muhabir: Anneniz peki niçin müdahil oldu?
Sinem Tezyapar : Annem, kendisine bazı menfaatler teklif edildiği için. Çünkü 15 senedir hiçbir rahatsızlığı yokken şu anda bir anda ortaya çıkması zaten çok soru işareti uyandıran bir durum bu. Bunu da açık açık telefon görüşmelerinde, yazışmalarında söylüyor. Kendisine para teklif edilmiş.
Muhabir: Daha önce annenizin var mıydı Adnan Bey’le bir bağı.
Sinem Tezyapar: Yok.
Muhabir : Hiçbir bağı yoktu değil mi?
Sinem Tezyapar: Evet, yok.
Muhabir : Sizin? (Ebru Akyüzalp’e)
Ebru Akyüzalp: Benim annem de benim baskı altında olduğumu iddia ediyor şu an. Mahkemede de bu şekilde mesnetsiz iddiaları var. Ben hiçbir baskı altında değilim. Gayet hür irademle kendisinden ayrı yaşıyorum. Ama kendisi şu an DGM’de biliyorsunuz şu an yeni adıyla Yetkisi Genişletilmis Ağır Ceza Mahkemesinde ”çete kurma suçundan yargılanıyor, organize suç örgütü mensubudur kendisi. Ve çok gayriahlaki bir hayat sürüyor. Dolayısıyla da ben kendisinin hayatını hiçbir şekilde onaylamadığım için onunla da görüşmüyorum, onunla yaşamayı kabul etmiyorum. Kendisinin iddiaları tamamen asılsızdır. Tabi ki maddi menfaat elde etmek için kendisi Bilim Araştırma Vakfı mensuplarından ve Sn. Adnan Oktar’dan ve benden maddi menfaat elde etmek için bu tarz iftiralarla ortaya çıktı. Söyledikleri tamamen asılsızdır.
Sinem Tezyapar: Ayrıca ben bir ek açıklamada bulunmak istiyorum. Mağdur olduğumuz yönünde açıklamaları oluyor. Halbuki biz kendilerinin tavırlarından mağduruz. 31 yaşında Üniversite eğitimi görmüş, aklı başında, kültürlü, eğitimli, çağdaş türk kadınıyız. Bu şekilde bir mağduriyetimiz olsa zaten kendi kanuni haklarımızı kendimiz ararız. Böyle birşey olmadığı gibi bu iftiralara cevap vermekle meşgul oluyoruz. Bu yüzden biz asıl ailemizden mağduruz. Ayrıca18 yaşımdan beri ben ayrı yaşıyorum. Bu benim özgür irademle aldığım bir karardır çünkü annem “mama Emel” olarak tanınır kendi çevresinde. Evde fuhuş yaptırmakta. Bu gayri ahlaki yaşantılarından rahatsız olduğumuz için evden ayrı duruyoruz.
Ebru Akyüzalp: Aslında ortak olarak çalışıyorlar.
Sinem Tezyapar: Evet. Onlarla tabi ki bir ortak yanımız olamaz, aynı evde bulunamayız. Ben onlardan para almayı da kendi inancıma, fikir ve görüşüme bağdaştıramadığım için kendim 18 yaşından beri ayrı yaşıyorum. Kendi kazancımla yaşıyorum.
Ebru Akyüzalp: Benim annem de aynı şekilde. Tele mankenleri pazarlayarak, haksız kazanç elde ederek hayatını geçindiriyor. Ve mafya mensuplarıyla yakın bağlantıları var, tetikçilerle, birtakım kirli insanlarla bağlantıları var. Dolayısıyla ben böyle şeylerden uzak kalmak istediğim için, devletime milletime saygılı bir insan olduğum için, kendisinin hayat görüşünü kesinlikle onaylamadığım için onunla birlikte yaşamam mümkün değil. İddiaları, tamamen yine bu suç örgütünün çıkarları doğrultusunda .ortaya attığı yalanlardır. Kendisinin defalarca bana tehditleri, saldırıları olmuştur. Bunlarla ilgili çeşitli savcılıklarda çok fazla suç duyurusunda bulundum. Tehdit telefonları sürekli, yolumu kesip, fiilen saldırıda bulunup ya da bir takım tetikçileri üzerime gönderip saldırıları olmuştur. Can güvenliğim de kendisinden dolayı tehlike altındadır. Kendisinden tabi ki şikayetçiyim. Hakkındaki dava da zaten şu an devam ediyor bahsettiğim gibi DGM’de.
Sinem Tezyapar: Ayrıca ben de burdan bir bildiride bulunmak istiyorum. Sn. Adnan Oktar’a hakkında da infazda bulunacaklarını tetikçi kanalıyla kendisinin hayati tehlikede olduğunu da burdan bildirmek istiyorum devlet görevlilerine bu konuda bir tedbir almaları için. Net infaz ettirilieceğini, bu yönde ciddi bir faaliyet içerisinde olduklarını bana telefon konuşmamızda annem bizzat bildirmiştir.
Ebru Akyüzalp: Bu kadar teşekkür ederiz.
Sinem Tezyapar: Baskı altında olacak olsak siz de anlarsınız bunu. Ayrıca ailevi şiddetten dolayı. Şu anda mesela dizlerimden rahatsızım bu babamın dizlerime vurarak küçüklüğümden beri bana karşı uyguladığı şiddet dolayısıyladır.
Muhabir: Peki iddialarınızı kanıtlayacak herhangi bir belgeniz var mı?
Sinem Tezyapar: Savcılıklara verdiğim şikayet dilekçelerim var. Ama ben bunun tabi ki böyle ortaya dökülmesini şu ana kadar talep etmiyordum . Ama kendileri böyle birşeye girişince bende mecburen bunları böyle açıklamak durumunda kaldım.
|

Allah'ın izniyle, Mehdi vesilesiyle İslam ahlakı tüm dünyada hakim olacaktır. Lehte yapılan faaliyetler kadar, aleyhte yapılan tüm çalışmalar ve propagandalar da, istenerek ya da istenmeyerek Mehdi'nin ortaya çıkışına, tanınmasına, hizmetlerine güç katacaktır. >> |
...Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir
ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf
Suresi, 68)
İşte böyle, onun yanında
"özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında
olup-biten herşeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
(Kehf Suresi, 91)
... Ona bir 'hüküm ve hikmet'
ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz.
(Kasas Suresi, 14)
... Ona hikmet ve anlatım
çarpıcılığını vermiştik. (Sad Suresi, 20)
“... Ben size bir hikmetle
geldim...” (Zuhruf Suresi, 63)
Derken, Katımız'dan kendisine
bir rahmet verdiğimiz ve Tarafımız'dan kendisine bir ilim
öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (Kehf Suresi,
65)
Hak dini tebliğ etmekle görevlendirilen
tüm elçilere Allah katından bir ilim ve hikmet verilmiştir.
Hz. Zu’lkarneyn, Hz. Hızır, Hz. Davud, Hz. İsa hep Allah'ın
hikmet verdiği elçilerdendir. İşte Sayın Adnan Oktar’ın
eserlerinde de salih müminlerde olan bu hikmet vardır. Sn.
Oktar profesör değildir, yurtdışında eğitim de görmemiştir
ama Allah'ın izniyle “özü kapsayan bilgiye ve hikmete” sahiptir.
Allah, kendisine özel bir ilim nasip etmiştir. Yoksa eğer
böyle eserler oluşturmak üniversite eğitimiyle olacak olsaydı,
Irak’ta, Mısır’da, Suudi Arabistan’da eğitim almış, profesör
olmuş, ihtisas yapmış bir çok alim vardır. Ancak şu an Sayın
Adnan Oktar İslam aleminde tektir. Dünyadaki en etkili eserler
Sayın Adnan Oktar’ın eserleridir. Tebliğ yapacak olan herkes,
Sayın Oktar’ın eserlerini referans almakta, bu eserleri
kullanarak seslerini duyurmaktadır.
Nitekim tarih boyunca gönderilmiş
hangi peygamber, hangi sahabe üniversite eğitimi almıştır?
Peygamber Efendimiz (sav) üniversite eğitimi almamıştı.
Yabancı dil de bilmiyordu. Hatta ümmiydi (okuma yazma bilmeyen
veya tahsil görmemiş kimse). Ve Allah Kuran'da Müslümanlara
“Allah'ın ümmi olan elçisine uymalarını” bildirmişti:
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de
(geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi)
olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği)
emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri
helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini,
üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek
olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen
nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf
Suresi, 157)
De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin
hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin
ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur,
O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber
olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine
inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz.
(Araf Suresi, 158)
Allah Peygamber Efendimiz
(sav)’in fakir ve yetim bir insan olduğunu ve ümmi olduğunu
ayetlerde bildirmiştir. Fakat Allah onu bütün kainatın efendisi
kıldı. Ondan evvel de Hz. Yusuf çocuk yaşta kuyuya atıldı,
hapse kondu, ezilmeye çalışıldı ama Allah onu Mısır’a sultan
yaptı. Sayın Adnan Oktar da ümmi bir insandır. Ancak bilinmelidir
ki Allah nimetini hiç umulmadık insanlara verir. Seçtiği
kullarını, velisini insanların içinde saklar. Hz. Musa da
peygamber olarak geldiğinde, kavminin hiç ummadığı bir insandı.
"Göğsüm sıkışıyor, dilim dönmüyor...” (Şuara
Suresi, 13) ayetinden, Hz. Musa’nın heyecanlı bir insan
olduğu anlaşılıyor. Ama Allah onu seçmişti. Kavmine elçi
olarak onu layık görmüş, ona Katından bir üstünlük ve ilim
vermişti. Aynı şekilde, “Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda
bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi..."
(Enbiya Suresi, 83) ayetinden anlaşılacağı gibi, Hz. Eyüp’ün
de çeşitli hastalıkları vardı. Ama Allah onu da alemlere
üstün kılmış, peygamber olarak onu seçmişti.
Bu nedenle üniversite bitirmenin,
profesör olmanın, sonucunda hiçbir şey başaramadıktan sonra
bir önemi yoktur. İnsanlar “nasıl olur da Amerika’da öğrenim
görmemiş, ihtisas yapmamış biri dünyayı yerinden oynatır”
diye şaşırıyorlar. “Böylece: "Allah içimizden
bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan
bazısını bazısıyla denedik.” (Enam Suresi, 53)
ayetinde haber verilen insanlar gibi haset içerisinde bu
gerçeği reddetmeye çalışıyorlar.
Evet Sayın Adnan Oktar ümmidir;
ama Allah ona çok özel bir ilim ve hikmet vermiştir. Tek
başına tüm dünyada çok büyük bir etki meydana getirmekte,
eserleriyle dünya çapında bir aydınlanmaya ve hidayete vesile
olmaktadır.
İnsanların içerisine düştükleri
bu durum, Allah'ın Hz. Talut’u elçi olarak seçtiğinde, kavmindeki
kişilerin haset ve kıskançlık ile dile getirdikleri şu sözleri
akla getirmektedir:
Onlara peygamberleri
dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi."
Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken
ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi
(yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?"
dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu
seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime
dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır,
bilendir." (Bakara Suresi, 247)
Allah şeytanın müminlerin
salih faaliyetlerini engellemek için yaygara yapacağını
bildirmiştir:
Onlardan
güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların
ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda
ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde
bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
(İsra Suresi, 64)
Üç beş kendini bilmezin
yaygarası ile, Sn. Adnan Oktar’a karşı muhabbet sevgi ve
bağlılık bilakis çok daha alevlenip şiddetlenmektedir. Şeytanın
yaygaraları beni, arkadaşlarımı, kimseyi etkilemez.
Tam aksine Sayın Adnan Oktar’a olan sevgiyi, muhabbeti ve
güveni kat be kat arttırır ve arttırmaktadır.
|
|